Toplu Konut İdaresi (TOKİ), daha önce Seyrantepe Spor Kompleksi projesi ile birlikte değerlendirdiği Ali Sami Yen Stadı'nın arazisini, Seyrantepe'de yaşanan gelişmelerden sonra, şimdi tek başına ihaleye çıkarıyor.TOKİ, Ali Sami Yen Stadı'nın arazisinin satışı için, 16 Nisan'da açık artırma yapacak. Arsa için 407 milyon 25 bin lira muhammen bedel belirlendi.TOKİ'den verilen bilgiye göre, İstanbul-Şişli'de bulunan 34 bin 640,43 metre kare yüzölçümlü, 1199 ada 384 parsel numaralı Ali Sami Yen Stadyumu arsası, 16 Nisan Cuma günü, saat 14.30'da, 407 milyon 25 bin lira peşin muhammen bedel üzerinden, açık artırma ile satışa çıkarılacak.İhale, TOKİ'nin Bilkent'teki merkezinde bulunan konferans salonunda yapılacak. Açık artırma sonucunda en yüksek teklifi veren istekli, taşınmazı vadeli almak isterse yüzde 20'si peşin 48 ay vade ile ödeme yapabilecek. Arsa satışı, yüzde 18 KDV'den muaf olacak.

İstekliler, ihaleye ilişkin broşür, katalog, şartname, sözleşme vb. bilgi ve belgeleri TOKİ'nin Bilkent'teki merkezinden veya İstanbul-Halkalı'daki Uygulama Dairesi Başkanlığından bedelsiz olarak temin edebilecek.

Açık artırmaya katılacak olan gerçek veya tüzel kişilerden, katılım teminatı olarak toplantı öncesinde 1 milyon lira alınacak. ''Katılım Teminatı'' ve satışa ilişkin diğer ödemeler, TOKİ'nin ilgili banka hesabına yatırılacak ve katılım teminatını ödeyen her bir gerçek ve tüzel kişi için bir bayrak numarası verilecek.

TOKİ, Ali Sami Yen Stadı'nın arsasını, Fransa'nın Cannes kentinde düzenlenen ve bu yıl TOKİ ve Emlak Konut'un ilk kez katıldığı, Avrupa'nın en önemli, dünyanın sayılı emlak fuarlarından olan MIPIM'de de yabancı yatırımcıların dikkatine sunmuştu.

Çin otomobil üreticisi Geely, Volvo'yu Amerikan otomotiv devi Ford'dan 1,8 milyar dolara satın alıyor.Ford'un zarar eden Volvo'yu 1999'da 6,5 milyar dolara satın aldığı düşünülürse, Ford'un bu satıştan zarar ettiği görülüyor.Volvo'nun ise Geely'nin yapacağı yeni yatırımlar sayesinde satıştan karlı çıkacağı düşünülüyor.Çin'in en büyük otomobil üreticisi olan Geely, 1986'da buzdolabı yedek parçaları üreten bir şirket olarak hayata başlamış.12 bin kişi çalıştıran şirket, yılda 300 bin otomobil üretme kapasitesine sahip.Geely Volvo'yu bünyesine katmak yerine, ayrı bir şirket olarak koruyacağını açıkladı.

Yani Volvo'nun merkezi İsveç olmaya devam edecek.
Ancak Çinli tüketicilere sunulacak olan Volvoların Çin'de üretilmesi planlanıyor.
1999'da Amerikan otomotiv devi Ford tarafından satın alınan Volvo 2005'ten bu yana kar edemiyordu.Ford şirketi bu nedenle 2008 yılında satışa çıkarmıştı.Ancak Volvo'nun şimdi Çin pazarına giriş fırsatı elde etmesiyle, şansının açılacağı tahmin ediliyor.Zira Çin geçen sene, dünyanın en büyük otomotiv pazarı unvanını Amerika Birleşik Devletleri'nden devraldı.Çin'de 2009'da satılan araçların sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 50 artarak 13 milyon olmuştu.Geely ise bu yıl 400 bin araç satmayı hedefliyor.Ancak şirketin dünya pazarındaki satışları düşük. Bunu da Volvo markasının Avrupa pazarındaki yeriyle kapatmak niyetinde.

Volvo'yu 11 yıl önce 6,5 milyar dolara satın aldıktan sonra şimdi 1,8 milyar dolara satan Ford'un ise zarar ettiği ortada.Ancak şirket bu parayla borçlarını ödeyip, daha büyük satış elde ettiği markalarına odaklanmak istiyor.

Bankalar ve Bankacılık

BANKALAR VE BANKACILIK:
Bankacılığın başlangıcı Babilliler'in ödünç mal alıp verme işini düzenleyen karmaşık bir sistem geliştirdikleri İÖ 2000 yılı öncesine uzanır.Başlangıçta güçlü kişilerce ve tapınaklarda yürütülen bu sistem sonraki yıllarda paranın ortaya çıkmasıyla yaygınlaştı.Para önceleri altın ve gümüş gibi değerli metallarden yapılırdı.Ekonomik yaşamın gelişmesiyle para daha çok kullanılmaya ve el değiştirmeye başladı.Değerli metallerden yapılan para hem miktar olarak, hem de taşıma zorluğu gibi nedenlerle yeni dönemin gereksinimleri karşısında yetersiz kaldı.Bu durumda bankalar ellerinde bulunan değerli metaller karşılığında kağıttan (banknot) ve değersiz metallerden para çıkardılar.Bunların her biri üzerinde yazılan miktarda altını temsil ediyordu ve banka isteyene bu kağıtlar karşılığında,altın olarak ödemede bulunuyordu.Bu yüzden başlangıçta kağıt para,altın para gibi kabul edildi ve zamanla ödeme aracı olan günümüz kağıt parasına dönüştü.Günümüzde kağıt parayı her ülkenin merkez bankası çıkarır ve bu paranın karşılığında bankalarda artık belli miktarda altın bulundurulmaz;ama bunun yerine devlet garantisi akdığı için,herkesin kabul ettiği bir alım gücüne sahiptir.

Bretton Woods Anlaşmaları

Hükümetler arasında mali alanda işbirliği gereksinim olduğu 2.Dünya Savaşı döneminde ortaya çıktı.Bu da Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Dünya Bankası'nın (IBRD) kurulmasına yol açtı.Bu örgütler Temmuz 1944'te,44 ülkenin temsilcilerinin ABD'nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods'ta toplanan konferansta vardıkları anlaşma uyarınca kuruldu.Bretton Woods Konferansı'nda döviz kurlarını düzenleyecek yeni kurallar belirlendi.Yeni sistemde altının dolar fiyatı ve doların konvertibilitesi (altın ve öbür paralarla hiçbir sınırlama olmadan değiştirilebilmesi temel alındı.[1]
Bretton Woods, doların işlerliğini uluslararası boyuta taşımış ve rezerv para niteliğinde altına benzer bir rol almasına sebep olmuştur. böylece dolar uluslararası mali işlemlerde egemen para haline geldi, bunun için dolar değeri altına oranla tanımlanan bir para haline getirildi. yâni, diğer ülkeler artık merkez bankalarında altın yerine dolar tutmaya başladılar. bunun karşılığı olan altın abd'de olacaktı hesapta.
Abd bu anlaşmayı 1970'lerde bozdu, çünkü vietnem savaşında yenildi ve bu ortamda avrupa'da abd'den kurtulup bağımsız bir ekonomi kurma düşüncesi oluşmuştu (avrupa birliği fikri de bu dönemde oluşmuş ve abd'ye karşıt bir hal almıştı). avrupa'da dolaşan büyük miktarlarda dolar vardı ve bunların abd’ye dönüşü abd için ciddi bir ekonomik sorun yaratacaktı. bunu engellemek için anlaşmayı iptal etti. bir de1973 arap-israil savaşını bahane ederek petrol fiyatlarını yükseltti. böylece avrupa'daki dolar stoklarını tehlikesiz bir şekilde geri dönmesini sağladı ve petrol fiyatlarıyla da avrupa'nın ekonomik rekabet gücünü zayıflattı.
bundan sonra abd küresel örgütlenmelere önem vermiş(gatt,wto,nafta,apec v.b) kontrolünü bunlar vasıtasıyla sağlamaya çalışmıştır. bu anlayış günümüzde de devam etmektedir.[2]
Kaynaklar:
[1]Ana Britannica Ansiklopedileri,Cilt 3
[2]http://www.itusozluk.com/goster.php/bretton+woods/@493909

İş dünyasında artık her sabah, bir başka değişiklik, gelişme ya da yenilikle uyanıyoruz. Ofise gelip e-postalarımızı kontrol ettiğimizde bile, dünkü söylemden farklı haberlerle karşılaşmak artık pek şaşırtıcı bir durum değil. İş dünyası artık bir rutin haline gelmeye başlayan “fırtınalı döneme” alışmaya çalışıyor. Böyle bir hareketlilik içinde kaybolmak, savrulmak istemeyenler, yönetimin ve doğru liderliğin artık çok daha kritik bir öneme sahip olduğunu çok iyi biliyor.

Hiç kuşkusuz, “yönetim” dendiğinde, dünyada gelmiş geçmiş en iyi duayen, hatta bu bilim dalının yaratıcısı olarak da tanımlanan Peter Drucker, her zaman olduğu gibi bu dönemi de önceden biliyordu… Yıllar önce kaleme aldığı “Fırtınalı Dönemlerde Yönetim” adlı kitap, işte tam da bu noktaya basıyordu… İşte, o kitaptan, içinde bulunduğumuz günlere de gönderme yapan Drucker yönetim yaklaşımları…
Gerçek Dünya Neye Benziyor?
Drucker söze fırtınalı dönemde yönetim stratejisini açıklayarak başlıyor: “… Ayakta kalabilmek, darbelere karşı koymak için, başında bulunduğu kurumun kapasitesi, yapısal gücü ve dayanıklılığı konusunda gerekli önlemleri almak; ani değişimlere uyum sağlamak ve yeni fırsatlardan yararlanmak”. Bunu yapabilmek için öncelikle “yeni gerçeklerle yüz yüze gelmek” gerekiyor. Yalnızca yakın ve uzak geçmişin değerleri ile düşünmek yetmiyor, ‘Bugünün gerçeklerinde dünya neye benziyor’ sorusunun yanıtlarını da aramalı… Bunun için de öncelikle, dışarı çıkıp, kendimize ve şirketimize dışarıdan bakmalıyız. Drucker bu noktaya şu değerlendirmeyi de ekliyor: “Fırtınalı dönemler, tehlikeli dönemlerdir. Ancak en büyük tehlike, gerçeği kabul etmeme eğilimidir”. Gerçeği kabul etmek ve gerektirdiği gibi davranmak konusunda Drucker’ın üzerinde durduğu önemli nokta ise şu: “Zeki olma, dikkatli ol. Fırtına yaşanan bir dönemde en olası varsayım, konfigürasyonu değiştiren ve tanım gereği, planlanması bile mümkün olmayan eşsiz olaylardır. Ancak bu olaylar çoğu kez önceden görülebilir. Bu, yarın için stratejilerin hazırlanmasını gerektirir. Bu stratejiler, en büyük şansların nerede doğacağını ve hangi niteliklere sahip olacağını tahmin eden; bir şirkete yeni gerçeklerden yararlanma ve fırtınayı fırsata çevirme olanağı tanıyan stratejilerdir. Fırtınalı dönem, yeni gerçekleri anlayabilen, kabul edebilen ve kullanabilen insanlar için büyük fırsatlardan biridir. Hepsinden önemlisi bu tür bir dönem, liderlik için bir fırsattır.”
Yazının Devamı

Ankara Ticaret Odası’nda bugün gerçekleştirilen seçimler sonunda Sinan Aygün yeniden başkan seçildi.Sinan Aygün’ün hazırlamış olduğu listeyi Koray Güngör Şanal, Erdoğan Yıldırım, Haldun Hapcı ile Gürkan Yılmaz delerken, yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: “Sinan Aygün (Yönetim Kurulu Başkanı), Üyeler: Salih Bezci, Koray Güngör Şanal, Mehmet Atila İmirlioğlu, Cihangir Dursun, Mehmet Aypek, Haldun Hakçı, Alaaddin Doğan, Erdoğan Yıldırım, Gürkan Yılmaz, Yaşar Kunar.”

ATO’da bugün gerçekleştirilen başkanlık ve yönetim kurulu üyelikleri seçiminde 181 meclis üyesinden 176’sı oy kullandı. Kullanılan oyların 31’i geçersiz sayılırken, 145 oy geçerli oldu.ATO Başkanı Sinan Aygün’ün 129 oy aldığı seçimde oylama devam ederken, Aygün’ün listesinde yer alan Mustafa Deryal ile Üner Karabıyık’ın adaylıktan çekildikleri hakim tarafından ilan edildi.Bu arada ATO’da 26 kişiden oluşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) genel kurul delegeleri ile 6 kişiden oluşan ATO disiplin kurulu üyeleri seçimi de tamamlandı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 128 oy alarak genel kurul delegeliğine seçildi.Böylece Hisarcıklıoğlu’nun, Mayıs ayında gerçekleştirilecek TOBB genel kurulunda yeniden başkan adayı olabilmesinin şartları tamamlanmış oldu.

Sabit hattın kullanılması zorunluluğunun kaldırılarak yalın ADSL’e geçilmesinde bir adım daha atıldı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun kamuoyu görüşüne açtığı Yalın ADSL’de, Türk Telekom erişimi kullanacak olan servis sağlayıcıdan her bir port için kota fark etmeksizin 21,8 TL bağlantı ücreti ve 19,3 TL Yalın ADSL erişim ücreti alacak. Kullanmadığı halde telefon faturası ödemek zorunda kalan tüketicilerin, bu kez de servis sağlayıcılarının ADSL fiyatlarını yüksek tutması ile karşı karşıya kalması bekleniyor.


BTK, “Referans IP Seviyesinde Veri Akış Erişimi Teklifine Eklenmek üzere Türk Telekom tarafından teklif edilen taslak Yalın ADSL Usul, Esas ve Ücretleri” kamuoyu görüşüne açtı. Mevcut durumda PSTN aboneliği olmayanlar için Yalın ADSL Erişimi süreci, müşteri hizmet alacağı servis sağlayıcıya başvurmasıyla başlayacak. Yalın ADSL Erişimi başvurusu kapsamındaki tüm hukuki sorumluluk Servis Sağlayıcıya ait olacak. Servis Sağlayıcı, xDSL Sistemi üzerinde Yalın ADSL Erişim ve ADSL Abonelik girişlerini yapacak. Yalın ADSL Erişim tesisinde Hizmet Seviye Taahhüdü’nde geçen süreler uygulanacak. Yalın ADSL Erişimi üzerinden abonelik tesis sürecine ait tamamlandı bilgisi Servis Sağlayıcıya xDSL Sistemi aracılığıyla iletilecek. Yalın ADSL Erişimi tesis süreci tamamlandıktan sonra toptan seviyede Yalın ADSL faturalama süreci başlayacak.
YAZININ DEVAMI

Gizlilik Bildirimi ve Kullanım Koşulları

Sözleşme hakkında sorularınız olursa lütfen marmaraelt2@windowslive.com adresine mail atmaktan çekinmeyiniz.  http://ekonomi-gunlugu.blogspot.com/ sitesi olarak ziyaretçilerimizin gizliliği konusu bizim önceliğimizdir.
Bu gizlilik bildirimi  http://ekonomi-gunlugu.blogspot.com/ tarafından kişisel bilgilerinizin nasıl kullanıldığını açıklamaktadır Kayıt dosyaları Çoğu web sitesi gibi, http://ekonomi-gunlugu.blogspot.com/ yapılan işlemler hakkında kayıt tutar.
Bu kayıt içerisinde internet protokol(IP) adresiniz, tarayıcınızın çeşidi, Internet servis sağlayıcınız, zaman/tarih bilgileri, giriş/çıkış yaptığınız sayfaları, yönelimleri incelemek için tıklama sayılarını, kısacası site içerisindeki hareketlerinizi ve demografik bilgileri tutar.
IP adresi ve diğer bazı kişisel bilgiler kimliğinizi belirler Çerezler ve Web İşaretleyicileri  http://ekonomi-gunlugu.blogspot.com/ ziyaretçi tercihlerini kaydedebilmek için çerezleri kullanır.
Ziyaretçinin gezdiği sayfaları tutarak kullanıcıya özgü içerik oluşturabilir. Bazı reklamveren ortakları çerezlerini ve Web işaretleyicilerini kullanabilir. Bu reklamveren ortakları arasında Google Adsense de vardır. Bu bize bağlı olmayan sunucular ve reklam ağları kendi teknolojilerini www.silgitsin.com’u kullanarak tarayıcınıza bilgileri gönderebilir.

Google AdSense Program Politikaları

Google reklamlarını gösteren siteler aşağıdakileri içeremez:
* Şiddet içeriği, ırk ayrımcılığı veya herhangi bir bireye, gruba veya organizasyona karşı şiddet içeren bir tutumda olma
* Pornografi, yetişkin veya olgun içerik
* Bilgisayar/yazılım korsanlığıyla ilgili içerik
* Yasadışı ilaçlar ve ilaç üretim cihazları
* Küfür ve aşırı kaba bir dil kullanımı
* Kumar veya kumarhane ile alakalı içerik
* Reklamların veya tekliflerin tıklanması, arama yapılması, web sitelerinde gezinilmesi veya e-posta okunması için kullanıcılara ödeme yapılan programlarla ilgili içerik
* Web sayfalarının içeriğinde ya da kodunda çok fazla kullanılan, tekrar eden veya alakasız anahtar kelimeler.
* Sitenin arama motoru sıralamasını, örneğin sitenizin Sayfa Sıralamasını yükseltmek için yanıltıcı veya aldatıcı içerik ya da tasarım.
* Silahların ve silah mühimmatının satışı veya tanıtımı (örneğin, tüfekler, dövüş bıçakları, bayıltıcı silahlar)
* Bira ya da sert alkollü içeceklerin satışı veya tanıtımı
* Tütün ya da tütün ürünlerinin satışı veya tanıtımı
* Reçeteyle satılan ilaçların satışı veya tanıtımı
* Özel tasarım ya da ticari marka değeri taşıyan ürünlerin kopyalarının ya da taklitlerinin satışı veya tanıtımı
* Dönem ödevlerinin veya öğrenci makalelerinin satışı veya tanıtımı
* Yasadışı olan, yasadışı faaliyetleri tanıtan veya başkalarının yasal haklarını ihlal eden diğer her türlü içerik
Silgitsin Google Adsense program politikalarını kabul ettiği için yukarıda bahsi geçen konuları ve uygulamaları içermez.
Web sitemizi ziyaret ettiğiniz zamanlarda reklam hizmeti vermek için üçüncü taraf reklam şirketlerini kullanmaktayız. Söz konusu şirketler, bu sitelere ve diğer web sitelerine yaptığınız ziyaretlerden elde ettikleri (adınız, adresiniz, e-posta adresiniz veya telefon numaranız dışındaki) bilgileri ilginizi çekecek ürün ve hizmetlerin reklamını size göstermek için kullanabilir. Bu uygulama hakkında bilgi edinmek için ve söz konusu bilgilerin bu şirketler tarafından kullanılmasını engellemek üzere seçeneklerinizin neler olduğunu öğrenmek isterseniz NAI Self-Regulatory principles for publishers (PDF) belgesinin A Eki’ne bakınız . NAI’nın örnek dili istediği zaman değiştirilebileceğini unutmayın.
  • Üçüncü taraf satıcı olarak Google, sitenizde reklam yayınlamak için çerezlerden yararlanır.
  • Google, DART çerezlerini kullanarak kullanıcılarınıza, sitenize ve İnternet’teki diğer sitelere yaptıkları ziyaretlere dayalı reklamlar sunar.
  • Kullanıcılar, Google reklam ve içerik ağı gizlilik politikasını ziyaret ederek DART çerezinin kullanılmasını engelleyebilir.
Bu internet sitesini kullananlar yukarıda belirtilen şartları kabul etmiş sayılırlar.
Diğer teknolojiler (çerezler, javascript vb.) reklam sistemi sunucuları ya da ağları tarafından kullanılır. Bu uygulama etkin bir reklam sistemi oluşturmak için ya da sizin için özelleştirilmiş reklam çözümleri için kullanılabilir.
http://ekonomi-gunlugu.blogspot.com/ reklam şirketlerinin çerezleri üzerinde herhangi bir kontrolü yoktur Bu konuda daha detaylı bilgi için reklamveren ortaklarımıza başvurabilirsiniz.
http://ekonomi-gunlugu.blogspot.com/ bildiriminde anlatıldığı gibi reklamveren ortaklarımızın uygulamaları üzerinde bir kontrolümüz yoktur.Eğer çerezlerinizi iptal etmek istiyorsanız tarayıcı seçeneklerinizden ayarlayabilirsiniz. Daha detaylı bilgi için tarayıcınızın yadım dosyalarını inceleyiniz.



  • Sitemizde bulunan içerikler telif hakkı olmayan ve sizler için çeşitli kaynaklardan derlenip bir araya getilmiş bilgileri içerir..eğer telif hakkı oldugunu düşündüğünüz bir içerik var ise,yada herhangi bir konuda öneri veya şikayetleriniz için marmaraelt2@windowslive.com mail adresi yoluyla bizlere ulaşabilirsiniz..





  • Uzmanlar döviz kurlarındaki sistematik değişmeleri açıklamak için bazı teoriler geliştirmiş olmakla birlikte,aşağıda da değinileceği gibi,beklenmedik durumların ortaya çıkma olasılığı dolaysıyla,bu teorilerin kur tahminindeki başarıları oldukça sınırlı kalmaktadır.Gerçek dünya,beklenmeyen şoklar ve süprizlerle doludur.Beklenmedik bir olay veya gelişmenin ortaya çıkmasına veta böyle bir olasılığın belirlenmesine "haber" (news) denir.Faiz,fiyat,gelir gibi değişkenler genellikle haberlerden etkilendiğine göre, döviz kurlarının da bundan etkilenmesi doğaldır.Tanım gereği, haberlere bağlı kur değişiklikleri de beklenmedik(unexpected) nitelikte olur.Döviz kurlarının kısmen öngörülmeyen olaylar tarafından belirlenmesi, gelecekteki teslim anında kurlarının tahminini çok güçleştirmiştir.
    Piyasanın tahmin ettiği gelecekteki anında teslim kurlarının bir ölçüsü,vadeli kur primleridir.Fakat bu primler, zaman içinde gerçekleşen anında teslim kurlarıyla karşılaştırıldıklarında daha az değişken oldukları görülür.Beklenmedik açıklamaların yapıldığı veya politika değişikliklerinin gerçekleştirildiği dönemlerde, bekleyişler bu haberlere uydurulduğu için,anında ve vadeli kurlarda büyük dalgalanmalar ortaya çıkar.Gelecekteki kur değişmelerine ilişkin bekleyişleri etkileyen tüm haber ve bilgiler bugünkü döviz kurlarını da etkiler.Şimdi, döviz piyasası açısından önem taşıyan bu haberlerden bazılarını gözden geçirelim: Siyasal haberler bu konuda ön planda gelmektedir.Örneğin, bir devlet veya hükümet başkanının ölümü veya görevden ayrılması, onun sürdürdüğü ekonomik politikaların başarıya ulaşması konusunda kuşkular doğurarak ulusal paranın değerini düşürebilir.Bunun tersi de olabilir; piyasa,yeni gelecek bir yöneticinin uygulayacağı ekonomik politikalara kamuoyunda daha çok güven duyuluyorsa,ülke parasının değeri yükselişe geçebilir.

    Uluslararası Döviz Piyasaları
    Döviz kur riski problemi ortaya çıkmadan önce Bretton Woods Sistemi'nde döviz kurları sabitleştirilmiş ve gözetim Uluslararası Para Fonu (IMF)'e bırakılmıştır.Tüm teknoloji ve düzenler gibi,Bretton Woods dünyası da kendi içinde besleyip gerilimlerin hedefi oldu ve 1970'li yıllarda meydana gelen iktisadi krizler,ekonomileri oldukça kapsamlı değişimlere zorladı.1980'li yıllarda peş peşe hayata geçirilen serbestleşme politikaları ekonominin kimliğini değiştirirken,karar biçimlerini de uymaya zorlayarak sanayileşen ülkelerin farklı yatırım araçlarına yönelmelerini sağladı.Uluslararası ticaret,finans ve sermaye hareketlerindeki serbestleşme;Bretton Woods dünyasının sakin ve güvenli durumundan,serbestleşmenin getirmiş olduğu ve rüzgarın ne yönden estiği bilinmeyen bir ortama sürüklenmesine yol açtı.Dünya Ülkeleri öylesine temel ve hayal edilmesi güç değişikliklere tanık oldu ki;bu değişimler devlet ekonomisinden eğitimlere,ırklararası ilişkilerden fikirlerin değişmesine,uluslarası ilişkilerden şehirlerin yeniden imarına kadar belirtilen unsurlar,beraberinde kurumların ihtiyaç duyduğu birtakım yatırım alanlarına yönelmelerini ve yeni meslek istihdamlarını doğurmuştur.

    İşte bu serbest döviz kurları ortamın yarattığı yeni uzmanlık dalları,yatırım estrümanlarının genel tanıtımı ve güvenli sulardan fırtınalı okyanuslara geçişte döviz piyasalarının kaptanlığını dealer'lar (Bankalarda,banka adına veya müşterilerin talimatı üzerine döviz alım-satımı yapan elemalara 'dealer' ve bu işlemlerin yapıldğı bölümlere de 'dealing room' denir.) almaya başlamıştır.Döviz piyasası dealerların oluşturduğu bir network sistemi üzerinden işlemektedir.Bu kişiler işlemlerinin bir kısmını telefon aracılığıyla gerçekleştirirken,bir kısmını da bilgisayar sistemi kullanarak network aracılığı ile gerçekleştirirken,bir kısmını da bilgisayar sistemini kullanarak network aracılığı ile gerçekleştirmektedirler.İletişim teknolojisinin hızlı gelişimi sonucunda,döviz piyasasında işlem yapan dealerlar artık tek bir mekanda bulunmak zorunda olmayıp dünya üzerinde birçok yere yayılmış durumdadırlar.Döviz piyasalarında işlemler teknolojinin de gelişmesine paralel olarak artık 24 saat boyunca gerçekleştirilebilecek bir konuma gelmiş olp,rekabetçi bir piyasanın varlığından söz edilebilir.Bu nedenle,arbitraj imkanlarının ortaya çıkmasına izin vermek istemeyen dealerlar tarafından verilen kotasyonlar da birbirine çok yakın bir konumda bulunmaktadır.

    Bankaların nakit akımları içerisinde belli zaman dilimleri için fon fazlası yada eksiği oluşmaktadır.Bankalararası rezerv hareketini teşvik etmek ve bankacılık sisteminde kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlamak üzere Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası öncülüğünde Bankalararası Para Piyasası (INTERBANK) kurulmuş ve 2 Nisan 1986 tarihinde faaliyete başlamıştır.Merkez Bankasının örğütlediği Bankalararası Para Piyasası ülkemizde para ve sermaye piyasalarının oluşturulabilmesi için yapılan kurumsal değişikliklerin en önemlilerinden biridir.Kısa dönem için nakit fazlası bulunup,bunu yatıramayan bankalar ile kısa dönemli nakit ihtiyacı bulunup,bu ihtiyacını uzun dönemli varlıklarını elden çıkarmadan karşılamak isteyen bankaların birbirleriyle buluşturulması amacı ile kurulmuştur.Piyasada Merkez Bankası "aracı" görevi yapmakta bankalar birbirlerini tanımadan T.C Merkez Bankası'na borç verip ,borç alabilmektedirler.Böylelikle fon ihtiyacı olan bankalar piyasa şartlarında ihtiyaçlarını karşılayabilmekte,fon fazlası olan bankalar ise gerçekçi faiz oranlarından fonlarını değerlendirme imkanı bulabilmektedirler.Para Piyasası; kısa vadeli fon hareketlerinin gerçekleştiği bir piyasadır.
    YAZININ DEVAMI

    THY Hisseleri Dünya Birincisi

    2009'un mayıs ayında Avrupa'nın 4. büyük havayolu şirketi ünvanını ele geçiren THY'nin hisseleri, getiride dünyayı ardında bıraktı. THY hisseleri 2009'da yüzde 428'lik getirisiyle en yakın rakibini yaklaşık ikiye katladı.
    Dünyanın en büyük havayolu şirketlerinden biri olmayı hedefleyen koyan Türk Hava Yolları (THY), 2009'da bütün havayollarını geride bırakan bir performansa imza attı. Fakat THY'yi dünyanın zirvesine taşıyan, şirketin ulaştığı büyüklük değil, hisse senetlerinin 2009'daki getirisi oldu. THY hisseleri, 2009 yılında hisseleri dünyanın en çok kazandıran havayolu şirketi olarak kayıtlara geçti.

    Hisse fiyat artışı 2009'da yüzde 428'i bulan THY, en yakın rakibine iki kata yakın fark attı. THY'den sonra yüzde 265'lik hisse getirisiyle Japon Skymark ikinci olurken, yüzde 249'luk hisse senedi getirisiyle Brezilyalı GOL üçüncülüğü elde etti. Yüzde 200'ün üzerinde getiri sağlayan diğer havayolu şirketleri, yüzde 226'lık getirisiyle İspanyol Vueling, yüzde 221'lik getirisiyle Hintli SpiceJet ve yüzde 211'lik getirisiyle Norveçli Norwegian Havayolları oldu.
    YAZININ DEVAMI 

    Borusan Holding Üst Yöneticisi (CEO) Agah Uğur, Vodafone Türkiye'nin Borusan Telekom'u satın alma kararıyla ilgili, “Bugün bizim için duygusal ve güzel bir gün. Genç ve güzel kızımızı iyi aile çocuğu yakışıklı damada veriyoruz” dedi.

    Uğur, satın alma sözleşmesinin imzalanmasına ilişkin düzenlenen törende yaptığı konuşmada, sektöre 2000 yılında girdiklerini hatırlatarak, 9 yılda kendilerini mutlu eden “harika” diyebilecekleri bir şirket yarattıklarını söyledi.

    Sektörde entegrasyona yönelik trendler ve faaliyet gösterdikleri enerji sektöründe büyük yatırım yapma planları, çelik ve lojistik sektörlerine daha fazla odaklanma ana stratejileri doğrultusunda böyle bir satın alma anlaşması yapmaya karar verdiklerini anlatan Uğur, sürecin çok iyi geçtiğini, Borusan Telekom'un müşterileri, çalışanları ve markasının bundan sonra daha da yükseleceğine inandığını vurguladı.

    Agar Uğur, satış anlaşması için “Bugün bizim için duygusal ve güzel bir gün. Genç ve güzel kızımızı iyi aile çocuğu yakışıklı damada veriyoruz. Vodafone, Türkiye'nin en önde gelen firmalarından biri. Bu işbirliğini yarattığımız için çok mutluyuz” dedi.
    YAZININ DEVAMI

    29 Aralık 2009 SALIResmî GazeteSayı : 27447
    TEBLİĞ
    Maliye Bakanlığından:
    GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
    (SERİ NO: 273)
    193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82, 86 ve 103 üncü maddelerinde yer alan ve yeniden değerleme oranında artırılan maktu had ve tutarlar ile 01/01/2006 tarihinden önce ihraç edilen bir kısım menkul kıymetten 2009 takvim yılında elde edilen menkul sermaye iradının beyanında dikkate alınacak indirim oranı ve istisna uygulamasına ilişkin açıklamalar bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır.
    1. Yeniden Değerleme Oranında Artırılan Had ve Tutarlar
    Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 123 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Kanunun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82 ve 86 ncı maddelerinde yer alan maktu had ve tutarların, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı, bu şekilde hesaplanan maktu had ve tutarların yüzde 5’ini aşmayan kesirlerinin dikkate alınmayacağı, Bakanlar Kurulunun, bu surette tespit edilen had ve tutarları yarısına kadar artırmaya veya indirmeye yetkili olduğu hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin (3) numaralı fıkrasında da 103 üncü maddede yer alan vergi tarifesinin gelir dilimi tutarları hakkında (2) numaralı fıkranın uygulanacağı belirtilmiştir.
    Bu hüküm göz önüne alınarak Gelir Vergisi Kanununun 21, 23/8, 31, 47, 48, mükerrer 80, 82 ve 86 ve 103 üncü maddelerinde yer alıp, 2009 yılında uygulanan had ve tutarların 2009 yılı için % 2,2 (yüzde iki virgül iki) olarak tespit edilen yeniden değerleme oranında1 artırılması suretiyle belirlenen ve 2010 takvim yılında uygulanacak olan had ve tutarlar aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.
    KONUNUN DEVAMI

    Kredi kartı borcu olanlar için güzel bir gelişme oldu.Merkez Bankası kredi kartı gecikme faizi oranlarını düşürdü.19 Aralık 2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 1 Ocak'ta yürürlüğe girecek olan" Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Aami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ" ile aylık azami akdi faiz oranı,Türk Lirası için yüzde 3.26'dan yüzde 2.91'e düşürüldü.Tebliğde Abd Doları'nda uygulanan yüzde 2.54 ve Euro'da uygulanan yüzde 2.30'luk aylık azami akdi faiz oranlarında değişikliğe gidilmedi.Merkez Bankası, aylık azami gecikme faiz oranı da yine yılbaşından geçerli olmak üzere yüzde 4.01'den yüzde 3.66'ya çekti.Aylık azami gecikme faiz oranı Abd Doları için yüzde 3.11 ,Euro için de yüzde 2.82 olarak uygulanmaya devam edilecek.

    *Bu haber Akşam Gazetesinin 10 Aralık 2009 baskısında yayınlanmıştır.

    Daha Yeni Kayıtlar Ana Sayfa

    Blogger Template by Blogcrowds